Hiçlik
Bazen hiçlikten gelen seslere ayak uydurasın gelir. Öyle bir ahengi vardır ki, seni kendine çeker ve onu takip etmek dışında hiçbir şey yapamazsın. Düşünce dalgalarının ardına saklanmaya çalışırsın, nefesini tutup giz içinde kaybolmak istersin ama o seni yine de bulur ve çekip çıkarır karaya, hemen bir sonraki gelgitte.
Uzun gecelerde, sessizlikte deva bulmaya çalışırsın, bu sefer de uykularını zindan eder, karabasan olur çöker üstüne de, adam akıllı rüya bile göremezsin. Hakkını yememek lazım, bazen rüya da gördürür; en kötü mazilerini içeren rüyalar.
Tat kaçıran anılar silsilesini görüp geçirdikten sonra ise, yerini yadırgayan yaşanası hayaller ikram edilir o uykularda. Gelip geçici olan bu illüzyonlar asla gerçeği yansıtmaz, yansıtmadığı gibi de uyandığında gıpta ile bakarsın yataktaki bendine.
Başın dumanlı, kahvaltısız sigaralar içmeye başlasın. Midenin yangını, beynininkiyle kıyaslanamaz bile. Dedim ya, ayak uydurmuşsundur artık. Bir dahaki çelmeye kadar çaresiz beklersin.
Her güzel yahut çirkin şeyin olduğu gibi bu hiçliklerin de bir sonu vardır muhakkak. İlk adımı senin atman gerektiği bir oyun baş gösterir bu sefer. Kaderin en sağlam forvetine çalım atma vakti sana gelmiş, geriye sadece teferruat kalmıştır artık.
Yırtar çıkarsın o giz içinden. Sigaraya dayamazsın sırtını en basitinden. Yavaşça takip ettiğin patikalar yön değiştirir. Güneşi takip edersin, hiçbir şey yoksa o ışık saçıyor diyerek. Işığın olan insanlar belirler ahengini artık. Hayata gözlerini yeniden açarsın.
Hiçlik, yerini hepliğe bırakana kadar devam edersin. Memnun oluncaya dek koşarım dersin de, memnun olmak o kadar basit değildir işte. Hayat devamlı hareket ister senden, devamlı görevler yükler başına.
Bu sefer de hiçlik yerini hepliğe bırakır. Her şey senin elindedir ve aynı zamanda hiçbir şey senin elinde değildir. Alman gereken karar sayısı arttıkça kendini yeniden aşina olduğun o uğultuya bırakırsın.
Fazla uzun sürmez bu aşinalık. Eğer o anlarda hiçbir şey yapmazsan ayak uyduracağın tek şey vardır artık. Karar vermediğin her an ani bir çalımla yere kapaklanma olasılığın artar. Maalesef hayatın uzatma dakikaları yoktur.
Toptan kaçarak gol atılmaz, tıpkı karar vermeden hedefe ulaşmaya çalışmak gibi. Kaleci yok sayılamaz, tıpkı çaba göstermeden skorun değişmeyeceği gibi. Direklerin varlığı yadsınamaz, öyle her boşluğa savuramazsın topu, tıpkı hayallerinin ve idealarının keskin olması gerekliliği gibi.
Bu vaziyette insana düşen tek şey hiçliği ya da hepliği yok saymamak. İkisinden de kaçarsan arafta kalırsın sevgili okuyucu. Ya olduğu gibi devam eder, kaderinin bir cilvesine daha yenilirsin; ya da boyun eğmeyi bir celsede bırakıp, başka kaderlerde huzuru aramaya koyulursun. Hayat seni her zaman seçim yapmaya zorlar; mavi hap mı, yoksa kırmızı olan mı?




Yorumlar
Yorum Gönder