Aşk ve Gurur
Yıllar yılı yazılıp çizilmiş; hikayeleri, romanları ve hatta tiyatroları çıkmış bir dilemmadır aşk ve gurur.
Aşk denilen olguda da zaten gurur, bir yapıtaşıdır. Yani bu iki kavram iç içe geçmiştir bir nevi.
Gururu olan insan aşık olamaz bir kere. Zira aşk, kişinin kendisini hiçe sayarak bir başkasına tutulmasıdır. Kendine hiçe sayan biri, gururu önemsemez bile o an. Çünkü o an yalnızca "o" vardır onun için; kendinden çok sevdiği, belki gözünü kırpmadan her şeyini feda edebileceği bir "o" vardır.
En gururlu aşık bile bilir bunu. Belki yalan söyler, inkar eder lakin bu duygu yahut "erdem" aranmaz onda. Konu "o" olunca kainatı yakıp iyi etmek ister onu.
İyi gelmek ister, iyi gitmek ister, onun iyiliğini ister... İster de ister, yani kendisini zaten geçmiştir, artık yalnızca o'nu ister.
Doğal olarak böyle bir zeminde gururdan, kendini yedirmemekten veya önce kendini düşünme bencilliğinden söz edilemez. Doğrudur, aşk; önce kendini düşünmeyi bencillik sayar. Seni yok sayar, etrafını yok sayar, onsuz düşüncelerini, anlarını hatta oturup kalkmalarını bile yok sayar.
Varsaydığı tek şey ait olduğu kişidir. O yüzden "aşkım" deriz sevdiklerimize, bu yüce duyguyla bir tutarız onu.
Yine varsayarsak ki mesela iki aşık, hangi birisi kendini düşünür ki? Bu duygu yalnız karşılıklı olduğu vakit anlam taşır. Kişi, kendini düşünmeyi başkasına bırakmıştır aslında. Aslında bu yüzden içi rahattır, insanlığın mütemadi şekilde süregelen en basit dilemmasında.
"Savaş ya da kaç"da "kalmayı" seçmiştir o. Böyle bir seçenek olmasa bile, savaşmak zorunda kalsa bile o; başkasının kollarına emanet etmiştir kendini.
Benliği de, gururu da ona emanettir artık. Karşıdaki kabul etse de, etmese de. Kör kütük aşık olanlar bu yüzden göremez önünü, zira artık o emanetin yerini dahi unutmuştur. Kışlık erzağını unutan bir sincap gibidir; belki içi rahat ama güvencesinin olduğu insana güvenip güvenmemek gerekliliğini daha idrak bile edemez.
Bir de gurursuz aşklar vardır. Yanlış bir söylemdir kanımca, dediğim gibi gurursuz aşk olmaz. Gurursuz aşık olur yalnızca. Karşı tarafa emanet edilen bir gurur olmadığı vakit, karşısındaki "gurursuz aşkı" olur artık.
Aşk ve gurur eş anlamlıdır aslında. Birine kalbini emanet edersen, gururun da el değiştirmiştir bir nevi. Öyle kolay da kaybetmez insan gururunu mesela.
Bir de mesela, insan kaybederse bir kere kendine dair inancını, hayata karşı duruşunu ve bittabi gururunu; bulamaz bir daha. Kimde kaybettiyse artık onunla gömülecektir o erdem.
Aynı şey "aşk" için de geçerlidir.




Yorumlar
Yorum Gönder