"Binaen"

""

Umuda, utkuya ve ufka binaen, Siyaha, sönmüş fere ve batışa binaendir, bu savaş Bu savaş ki, daha yeni olan hani Dayanağı olmayan bir kavgaya Zulme, iç hesaplaşmaya, Düşlenmemiş, daha can suyu verilmemiş, umutlara binaendir. Bu savaş ki insanlığa, yani yeni olan hani Daha doğmamış, ilk nefesini almamış, beşiğe bile konulmamış, bebeklere binaendir. Öyle bir savaş ki, hani daha yeni olan Daha bir elin parmağını geçmeyen yaşlardayken çocukların, Daha atılmamış bombalar kulaklaklarında çınlayan hani, Fakat duymayan Duyamayan çocukların Yanıbaşında yükselen Asker botlarının sesidir daha. Sestir bu savaş ki duyulmaya binaen. Sesleniştir bu savaş ki sağırlığına binaen tüm insanoğlunun Susmasına Gözünü yummasına Aldırmamasına artık ölen çocukların çığlıklarına ölen annelerin daha doğmamış, karınlarında ölmeyi bekleyen birkaç aylık bebeklerine binaendir. Sestir ki susmaya binaen. Kulaklarında çığlıklar ki susuşlarla yankılanan Duyulan tek bir sestir ki yalnız, kimsesiz, hayalsiz insanoğlunun insanlığının ölüm çığlıklarıdır

""

    İsterseniz malum şehirdeki malum zulme, isterseniz Doğu Türkistan'daki ırkdaşlarımızın katledilişine, isterseniz de malum partinin malum örgüte olan yandaşlığının artık tescillenmiş oluşuna "binaen" okuyun bu yazıyı.

    Yazıyı diyorum çünkü zulüm denilen şey şiir gibi romantize edilerek anlatılmaz. Anlatılsa dahi adı şiir değil; bir isyan, bir ses, bir manifesto olur olacağı.

    Her neye ithaf ederek okursanız okuyun, çekilen acı aynıdır aslında. Jenresi aynı olsa dahi bir annenin evladının ister haklı, isterse masumca kaybedişinin acısı hiçbir zaman istif edilemez. O yüreğe sığdırılan sevgi ve onun kayboluş şekli, asla kelimelerle anlatılamaz.

    Anlatılan şey, karşıdakinin anlayabildiği ve yüklediği duygular kadardır her zaman. Bu ülkedeki yahut başka yerlerdeki ölümlerin ve katledilmişlerin sesini duymaya binaendir anlatılan şey.

    Tutulmamış sözlere ve çiğnenen yeminlere dair bir başkaldırı duygular bütünüdür bu yazı. Şerefsiz bebek katillerine, şerefsiz bebek katili demenin "ayıp" karşılandığı bir dönemde yazılıyor bu paragraflar. Tüm bunların kayıtlara geçmesi için şahsım adına verilmiş küçük bir çabadır.

    Söylenilecek, yazılacak, deklare edilecek çok şey var belki lakin bu sitenin ve oluşumun asıl gayesi; bunları bir haber sitesi yahut gündem köpekliği yaparak değil, sanatla anlatmaktır.

    Bu yazı da bu sanat türünün, bu oluşumdaki ilk ve asla son olmayacak bir örneğidir. Ses çıkarmak, her zaman ses dalgalarıyla yahut onların türevleri olan eylemlerle, fiziksel olarak yapılmaz. Bu oluşum, "ses çıkarmanın" yalnızca kalem ile olsa dahi ne kadar gürültülü olabileceğini bilen ve deneyimleyen kişilere binaendir zaten. Toptan, tüfekten, susmaktan ve susturulmaktan daha güçlü ve kılıçtan keskin bir kalem ile.

    Yalnızca duygular, insan ilişkileri veyahut aşk için kağıt kaleme teslim olmaz. Bunların da içine dahil olduğu zulümler için mürekkebini doldurmayan yazar ise şahsen yazarlıktan hatta insanlıktan nasibini almamış demektir gözümde.

    "Sestir ki /susmaya binaen" dizesinin ve arada verilen es'in yani susmanın anlattığı yegâne şey de budur aslında. Ses çıkarmayan güruh, zaten çoktan susmayı ve yok olmayı düstur edinmiş bir insan topluluğudur. Acizdir, cesaretten yoksundur ve hatta bu kişiler, yapılan o zulümü bile haklı çıkartır. 

Yalnızca susarak.

Yorumlar

Popüler Yayınlar