Sebahattin Abi - "Adın Kavuşmak Olsun" Şiiri İncelemesi

""

Tarifsiz bir sevdada kimliksiz bir sessizliktin
Haykırışlarla çağlarken yüreğim, durgun limanımdın

Sen benim adını koyamadığımdın,
Senin adın kavuşmak olsun.

Fırtınalarda yolunu kaybeden gemi misali
Rotasız ve pusulasız kalmışken yüreğim
ve hoyratça savrulurken bir limandan bir limana
Teslim olmuşken kaderine
Apansız sana rastladım o limanda

Sen benim adını koyamadığımdın,
Senin adın kavuşmak olsun.

Bakmaya kıyamazken gözlerine
Tutmaya cesaret edemezken ellerini
ve bütün cümlelerin sustuğu o yerde
Sessiz bir haykırıştı yüreğim
Eşsiz bir mutluluktu yaşadığım

Sen benim adını koyamadığım,
Senin adın kavuşmak olsun.

Sonbahar yaprakları dökülürken içimden
Hazanı yaşarken bahar kokulu sabahlarda
Yüreğim üşürdü gözlerimden sel olup akan yağmurda
Sırılsıklam ıslanırken ruhum
Solmuştu bahçemdeki tüm güller
Sen, o bahçemde açan tek güldün

Sen, adını koyamadığımdın,
Senin adın kavuşmak olsun.

Dağ çiçeğim, yaban gülüm, asi sevdam
Saçının bir teline bir ömür adadığım
Gözündeki bir damla yaşına şehirleri yaktığım
İsyanım, feryadım, kavuşulmazım
Sen, vazgeçemeyeceğim yasaklım

Sen, adını koyamadığım,
Senin adın kavuşmak olsun.

Sen benim yanıbaşımdaki uzağım
Sen benim uzağımdaki en yakınım
Dokunmam yasak, sevmem yasak
Sensiz bu hayatta yaşamak tuzak

Sen, adını koyamadığım,
Senin adın kavuşmak olsun.

Sisli bir gecede ses olup da gel
Bir sonbahar gününde yağmur olup da gel
Soğuk bir kış gününde rüzgar olup da gel
Ilık bir yaz gecesinde düş olup da gel
Sen, bana yasaklarından sıyrılıp da gel

Sen, adını koyamadığım,
Senin adın kavuşmak olsun.

Bir gün gelir de tutarsam ellerini
Bakarsam gözlerine sevgi dolu
Doğarsa sende yeniden bu beden
Ve o gün verirsem şayet son nefesimi
Ölmeden haykırmak isterim son bir kez;
Sen, adını koyamadığım
Sen yaban gülüm sen dağ çiçeğim
Sen, ruh-u revanım sen yaşama sevincim
yasaklım, adı bende saklım

senin adın kavuşmak olsun
senin adın seviyorum olsun,
seviyorum olsun..

seni seviyorum, seni seviyorum...

""

    Büyük üstad ile devamlı karıştırılan, "Sebahattin Abi" isimli şairimizin bu etkileyici şiirine naçizane bir yorum da ben katmak isterim;

    Şair bu mısralarda adını bile telaffuz edemediği aşkına bir yakıştırmayla "kavuşmak" fiilini uygun görmüş ve ona bu şekilde hitap etmeyi seçmiş.

    Bazı aşklarda sevdiceğin isminin anlamı, aşık için öyle büyük önem arz eder ki çekinir kağıda dökmeye onu.

    Belki kıskandığından mürekkebinden, belki de başkasının aklından bile geçirmesini istemediğindendir bu hassasiyeti.

    Lakin her ne için olursa olsun bu derin şiiri okurken insan o ismi aramaz bile. Zira öyle güzel betimlenmiştir, benzetilmiştir ki; artık bir "isim" değil, bir şiir taşıyabilir o yükü ancak.

    Sebahattin Bey, bu yükü ziyadesiyle ustaca bir şekilde taşımış şiirine. Bunu en basitinden "kavuşmak" fiilini seçmesinden bile anlayabiliriz. Önce ufak ufak, sonra gitgite hiddetlenerek aşkını anlatan mısralara dökmüş hislerini. Devamında isim bulamama ve sevgiliye "kavuşmayı addetme" cürretini ise bu mısraların aralarına serpiştirerek hem şiire bir soluk katmış, hem de okuyucuyu devamlı odakta tutmayı amaçlamış zannımca.

    Çünkü anlaşılmasını istemiş. Tüm tekrarlarında sesini biraz daha yükseltmiş, ta ki bu sevdanın ve sevdiğinin adını "seni seviyorum" ile haykırana dek.

    Bazı sevdalar öyle tek isime sığdırılmaz. Bunlar öyle içten sevilerdir ki, doğduğunda kulağına 3 kere fısıldanan harfler bütününden ziyade, ölene dek "kavuşmak" hasretinden kıvranan bir adamın birkaç mısrasıyla anlatılabilir ancak.

Yorumlar

Popüler Yayınlar